5 Mayıs 2018 Cumartesi

Yollarınızın Sonu Hep Sevdiklerinize Çıksın

Mayıs ayının ilk Cumartesi günü “Uluslararası Karayolu Trafik  Güvenliği Günü” ve bu günü izleyen hafta “Karayolu Trafik Haftası”dır. 

Karayolları demek ulaşım demektir.

Günlük hayatın akışı içinde akıp giden yollarımız demektir.

Kent yaşamında hem biz insanları hem de hayvanları ilgilendirmekte, hepimizin hayatını etkilemektedir.

Hayvanları Koruma Kanunu Madde 6 uyarınca; sahipsiz hayvanlar aşılanıp, kısırlaştırıldıktan ve işaretlendikten sonra alındıkları ortama geri bırakılmaktadır. Dolayısı ile kent yaşamına hızla dahil olan sahipsiz hayvanlar en az bizler kadar trafikten etkilenmektedir. Trafik kazalarından etkilenen hayvan sayısı da ne yazık ki azımsanamayacak boyuttadır.

Özellikle yavru kedi ve köpekler şehir içindeki yollarda da araçların altında kalan hayvan sayısının büyük oranını oluşturmaktadır. Bunun dışında trafiğin hızlı ve yoğun aktığı başta otobanlar olmak üzere karayollarımızda ne yazık ki her yıl özellikle yaz aylarında, artan hayvan ölümlerine rastlanmaktadır. Ölü hayvanların en kısa sürede yollardan alınamaması da defalarca ezilmelerine neden olmaktadır. Ya da trafik kazası sonrası sadece yaralanmış olsalar bile, bu hayvanların tedavi amacıyla zamanında veteriner hekime ulaştırılmaları mümkün olmadığından bir kısmı da bu şekilde ölmekte ya da sakat kalmaktadır.

Sahipsiz hayvanlar için ciddi sorun olan trafik kazalarına karşı hayvan sahipleri de gereken önlemleri almalıdır. Gerek hayvanlarının, gerekse karayollarında seyreden insanların can güvenliği açısından hayvanlarını başıboş bırakmamaları gerektiğini unutmamalıdır.

Yalnızca evcil hayvanlar için değil ülkemizin önemli değerlerinden olan yaban hayvanlarımız için de otobanlar riskli bölgelerdir. Günümüzde nihayet bu konuda olumlu çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Ekolojik köprü adı ile oluşturulan yollar yaban hayatın yoğun olduğu bölgelerde Karayolları ile ortak çalışmalar yapılması ile gerçekleştirilebilmektedir. Aslında tüm karayolu ağı şekillendirilirken nasıl orman vb. arazilerin mülkiyet durumları dikkate alınıyorsa bölgenin ekolojik değerleri, yaban hayatı populasyonu da dikkate alınarak planlamalar yapılmalıdır. Ancak geç de olsa bu konuda çalışmaların başlamış olması doğal hayatın korunması ve sürdürülebilirliği bakımından sevindiricidir.

Otobanlar açısından bir diğer önemli konu da yasal olarak bulunması gereken sınır tellerine ilişkindir. Ne yazık ki bölge halkının bu sınır tellerine yoldan geçiş yapmak için zarar vermesi söz konusu olmaktadır. Bunların düzenli olarak kontrollerle tespit edilerek en hızlı şekilde tadilatlarının yapılması geçişlerin engellenmesi önemlidir. Çünkü bu bölgelerden sahipsiz evcil hayvanlar dahil bir insanın kontrolünde olmaksızın hayvanların geçiş yapması hem onların canını hem de trafik güvenliği açısından insanların hayatını da tehlikeye atmaktadır. Karayolları uygulamaları da yalnızca bürolarda tamamlanıp bitirilecek yol çalışmaları olarak görülmemelidir. Bölge halkı başta olmak üzere öğrencilerin de karayollarına dair uygulamalar ve ilgili yasal düzenlemeler hakkında bilgilendirilmesi gerekir.

Örneğin Hayvanları Koruma Kanunu Madde 21 de kaza geçiren hayvanların çarpan araç sahibi tarafından bir tedavi merkezine götürülmesine ilişkin bir madde bulunmaktadır. Ancak bu madde halen kamu görevlileri dahil vatandaşlar tarafından çok bilinmemektedir. Kaza anında yaşananların tespitinin mümkün olması da insanların duyarlılığı ile ilişkilidir.

Karayolları Genel Müdürlüğüne ait otoban vb. yollarda hayvan ölüsüne rastlandığında mutlaka 159 nolu telefona bilgi verilmelidir. Yetkililer de özellikle çocuklarımızın ve yabancı konuklarımızın bu manzarayı sorgulamasına fırsat vermeyecek bir hızda çalışabilmek için etkin düzenlemeleri yapmalıdır. Belediyelere ait yollarda olan ölümler için de tüm belediyelerin hayvan ölülerini bir an önce almak için gerekli çalışmaları yapmaları gerekmektedir. Elbette Belediye ekiplerinin akan trafikte bu çalışmaları yapabilmesi için İlçe Trafik Müdürlüklerinin de aynı duyarlılıkla olaya dahil olması gerekmektedir.

"Nasıl olsa ölmüş" diye düşünerek olayın acil olmadığı gerekçesi ile müdahaleyi geciktirmek, herşey bir yana insanlığa verilen en büyük zarardır.

Bir trafik kazasına şahit olanlar, araç hayvana çarpıp kaçtı ise plakasını almalı ve olayın resmi kurumlara intikal etmesini (155 aracılığı ile telefonla, en yakın Polis Karakoluna bilgi vererek ya da Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüklerine mail vb. yol ile başvurarak) sağlamalıdır. Ayrıca kurumların şikayete ilişkin sonuç alabilmesi için gereken delillerin de şikayetinizle birlikte en kısa sürede sunulması gerektiğini unutmayın.

Hayvan eğer yaralı ise mesai saatleri içinde ilçe belediyesine ulaşmanız hayvanın alınmasını ve tedavi edilmesini sağlayacaktır. Ne yazık ki mesai saatleri dışında tüm ilçelerde acil müdahale imkânı olduğunu söyleyemem. Eğer yapabiliyorsanız hayvanı kendi imkânlarınızla tedavi için en yakın kliniğe götürmeniz hayat kurtarıcı olacaktır. Dilerim bu anlamda hiç kimse çaresiz kalacağı tatsız bir olay yaşamaz.

Karayolu Trafik Haftası nedeni ile bunları hatırlatmak istedim.

Karayolu Trafik Haftasında insanların ve hayvanların can güvenliği için çalışan herkese teşekkür ediyorum.

Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hayvan Sahiplerine Yönelik Bilgiler

Hayvan Sahiplenmeden Yapabileceklerimiz