26 Haziran 2018 Salı

Bağımlılıklarla yitip gitmek...

Bağımlılıklarla yitip gitmek...

Günümüzde ben odaklı kişilik ve toplumsal geçişe karşın, bağlanma isteği, insanların doğasında var olan ve inkâr edilmesi anlamsız duygulardan biridir bence.

O yüzden aidiyet ve bağlılık kavramlarının dikkate alınması ve doğru yönlendirilmesi gerekir.


Zaman zaman özgürlükler adı altında özellikle çocukların ve gençlerin bir takım kurallara uymaları gerekmediği yönünde düzenlemeler yapılmakta... Örneğin okullardaki kıyafet serbestliği gibi...
Oysa bence okullarda tek tıp kıyafet uygulaması herşeyden önce aidiyet duygusuna katkı koymakta.

Bir grubun, sağlıklı ve düzen içindeki bir grubun üyesi olmak, bir topluluğa ait olmak,  birey olduğunu hissederek topluluk içinde yer edindiği duygusuna sahip olmak insanı güçlü kılan etkenlerden...

Günümüz ben merkezli toplumunda, artan kötü alışkanlıklardan ve bağımlılıklardan söz edilirken; özellikle yalnız, mutsuz, yoğun terk edilmişlik duygusu yaşayan, hayatında kocaman duygusal bir boşluk olan insanların o boşluğu doldurmak için başvurduğu yan yollardan bahsedilir.

Aslında dostluğa ulaşmak, mutluluğu yaşamak, birliktelik ve aidiyet duyguları ile huzurlu ve güçlü hissetmek için temelde "bağlılık" için çıkılan yoldaki sapmalar ve aşırılıklar "bağımlılık" olarak yer alır hayatlarda...

Bağımlılığın pek çok çeşidi vardır. Örneğin evlat bağımlılığı, anne bağımlılığı, para bağımlılığı, iktidar ya da güç bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, hayvanlara bağımlılık ya da daha sık rastlanan formları ile sigara, alkol bağımlılığı, gibi gibi....

Aslında hepsinin temelinde saf temiz bağlılık duygusu yatar. Karınca kararınca tam kıvamında ait olduğunu hissetme ve sahip olma duygusudur işin özü.

İşte o kırılma noktaları ve noksanlıklar aşırılıklarla sonlanan hayatlara götürebilir insanları...

Hele de fiziksel gelişimi ile birlikte psikolojik gelişimini, kişiliğinin temellerini atmakta olan  gençlerimiz için bu duyguları tanımlamak, bunlarla baş edebilmek çok daha zordur.

Özgürlükler adı altında kaybolmuşluklara uzanmadan, kontrol ve güvenlik adı altında baskılarla kuşatmadan yetiştirmek...

Aileler olarak sorumluluğumuz elbette çok fazla. Ölçülü olmalarını beklediğimiz çocuklarımıza karşı ölçülü olabiliyor muyuz? Bunun hesabını arada kendi kendimize sormakta da fayda var.

Aidiyet duygusunun özünde pek çok olumlu duygu ve davranışın özünde olduğu gibi sevgi var bence...

Sevgimizi göstermek, herşeyden önce onların bir aileye ait olduklarını hissettirmek, birey olarak saygı gördüklerini hatırlatmak...

Yerine başka başka yanlış dolgu maddeleri koyma ihtiyacı duymadan onların manevi boşluklarını doldurabilmek... Spora, sanata, araştırmaya, öğrenmeye, yardımsever olmaya yönlendirmek...

"Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü"nde çözümün doğrudan parçası olamayacak bizler için sorunun parçası olmamak adına bir küçük hatırlatma sadece ...

Dilerim ki, kimsenin hayatı bağımlılıklarla yitip gitmesin...

   
Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hayvan Sahiplerine Yönelik Bilgiler

Hayvan Sahiplenmeden Yapabileceklerimiz