12 Temmuz 2018 Perşembe

Kimler Geldi Kimler Geçti

2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu çıktığında ilgili kurumun adı Çevre İl Müdürlüğü idi...
Ne kadar ses getirmişti Kanun...
Vatandaştan gelen telefonlar o kadar yoğundu ki...
E kolay değil, yılların beklentisi ve konuya duyarlı bir kamuoyu var...

O zamanlar Erengül Hanım vardı. En hararetli hayvansever olarak belki de ilk onu tanımıştık.
Sonra pek çok insanla tanıştık... Dernek yöneticileri gördük, temsilcilerle çalıştık... Bireysel hayvan hakları savunucusu olmayı tercih edenler de vardı. Böylelikle hayvan hakları konusunda çalıştığım yıllar boyu pek çok farklı insan tanıma şansım oldu.


Bazıları farklı illere gitti...
Bazıları çok yıprandı aktif olarak uğraşmaktan vazgeçti, bırakmayı seçti...
Bazıları halen bizlerle...
Bazıları da aramızdan ebediyen ayrıldı...

Erengül Kalyoncu gibi, Serap Bayrakçı gibi, Nebiha Deprem gibi...
Erengül Hanım yasanın ilk günleri ile hayatımıza girdiğinden, her zaman anılarımda ...

Serap Bayrakçı...
Kalbindeki sevgiyi diline de taşıyan bambaşka bir insandı... Kendi bölgesi olan Dikili'deki hayvanlar için çok emek harcadı. Çok saygı duyduğum, çok sevdiğim bir insandı... Sevgi dolu ve bunu her daim paylaşabilen özel bir insandı... İkimiz de hayvan hakları adına güzel günler görme umudumuzu hiç yitirmedik.

Şimdi de Nebiha Deprem...
Gerçekten çok üzüldüm. Menderes'te ilk barınak girişimini başlattığından beri tanırdım...
Görevim gereği başlangıçta karşı taraflardaymışız gibi diyalog gelişse de, sonunda Nebiha Hanım da aslında hepimizin tek derdinin hayvanların daha iyi koşullarda yaşaması olduğunu anlayıp bize de hak vermişti...
Çok sık bir araya gelmemekle birlikte, yalnız Menderes'in değil, tüm İzmir'in kimsesiz kalmış köpeklerine emek verdiğini biliyorum...

Birçok şey yazılıp söylenir belki arkasından, hayattayken de çok can sıkıcı iddialara maruz kaldığını biliyorum...
Ancak hayvan hakları konusunu, bürokratların ve kamuoyunun gündeminde tutmayı başardığı da bir gerçek...
Ki belki de en değerli çaba bu konuyu gündemde tutabilmek...
Hem de çirkinleşmeden, hayvan haklarını koruyorum diyerek insan haklarını hiçe saymadan, konunun ilgilisi grupları ve kişileri birbirine düşürmeden bu konuyu gündemde tutup çözüme katkı koymak ne yazık ki en zoru...

Oysa herkes hayvanlara duyduğu sevginin büyüklüğü ile övünürken, insanların birbirine nefret dolu, kin dolu ifadelerle hakaret ediyor olmasını benim aklım almıyor...

Evet kızarız, kırılırız, zaman zaman üzüldüğümüz için üzmek de isteriz belki... Bunlar da bir yere kadar...
Ama kızgınlığımızı, kırgınlığımızı yansıtırken de dozunu bilmek gerek...
Hele de sosyal medyada...
Hele de herkese açık gruplarda...
Hele de o gruplarda yaş sınırlaması yoksa, çoluk çocuk, genç herkesin paylaşımları takip ettiği ortamlarda ilk aklına geleni yazmamak gerek...
Sosyal medyada işin aslının sorgulanıp değerlendirilemediği, genellemelerle yapılan hakaretlerin kişileri aşıp mesleklere yöneldiği paylaşımlara ortak olurken iyi düşünmek gerek...

Ben bir Veteriner Hekim olarak ne mesleğimi ne de hayvanseverliğimi birbirinden ayrı düşünmedim hiçbir zaman...
Başka bir mesleğe sahip olan hayvanseverlerin de Veteriner Hekim olmadıkları için hayvanları sevme hakları olmadığını düşünmedim...
Eğer benim gibi hayvanları gerçekten çok sevselerdi seçecekleri meslek Veteriner Hekimlik olurdu demedim...
Veteriner Hekim olmak için ne gerekirse yapmaları gerektiğini düşünüp onları değersiz görmedim hiçbir zaman...
Ve benim gibi, sırf hayvan sevgisi nedeni ile pek çok meslektaşımın Veteriner Hekim olmayı seçtiğini biliyorum.
Ve Veteriner Hekim olmasalar da insanların en az bir Veteriner Hekim kadar hayvanları sevebileceğine inanıyorum... 
Ve inanıyorum ki ortak dertlerimizi çözmek için sevgiden yola çıkarsak daha hızlı yol katederiz.

Kin, öfke, hakaret, acı sözlerle toplumsal ayrışmadan öteye gidilmez. Bu her zaman böyle olmuştur...

Ayrıca; gençleri, çocukları bu kadar kavga gürültüye çekerseniz ne sevgi dolu olduğunuza inandırabilirsiniz ne de hayvan sevgisini benimsetebilirsiniz, bunu da unutmamak gerek bence.
Önemli olan yaşamımız boyunca, yaşamlarında yer aldığımız her canlının gönlünde hoş anılarla kalmak değil mi? 
Öyleyse neden çirkinleşir insan?

Erengül Hanım, Serap Hanım, Nebiha Hanım... 
Ben kendi adıma onları tanıdığım için mutluyum, biz birlikte güzel amaçlar için çabaladığımızı her zaman bildik.
Ve benim birebir tanımadığım aramızdan ayrılan gönüllü dostlarımız... Her kim varsa; hepsine Allah rahmet eylesin... 

İnanın bu kadar hüzün, bu kadar öfke bizim gibi insanların yüreğine gereksiz yük...
Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG






2 yorum:

  1. COK TESEKKUR EDIYORUZ SEVGILI EBRU TONG NE GUZEL BIR YAZI YAZMISSIN..

    YanıtlayınSil
  2. Muhteşem bir yazı olmuş kaleminize sağlık

    YanıtlayınSil

Hayvan Sahiplerine Yönelik Bilgiler

Hayvan Sahiplenmeden Yapabileceklerimiz