6 Aralık 2018 Perşembe

Kendi bağcığını bağlamak...


Ayakta kalabilmek adına keşfedilmişti ilk ayakkabı...
Yere sağlam basabilmek, ayaklarımızı; kızgın kumlardan ya da buz gibi sulardan, taş, çakıl, doğada ayak izimizi bıraktığımız ne varsa, onlardan koruyabilmek için.

Zamanla her şey gibi gelişti...
İhtiyaç olmanın ötesinde tüketilen metalardan biri olarak hayatımızda yer almaya başladı...
Ayakkabı da tarihsel gelişiminde modaya dair yaklaşımlardan payını aldı.
19. yüzyıla kadar sağ ve sol ayak için farklı üretim bile yapılmazken, artık çok farklı malzemelerden çeşit çeşit ayakkabılar üretilmekte...
Ve dış görünüşümüzü giysilerimizle birlikte tamamlayan ayakkabılar da statü belirtici özellik kazandı.

Zamanı yakalamak adına bağcıklı ayakkabıları hayatımızdan çıkarmaya başlasak da, ayakkabımızın bağcığını kendi kendimize bağladığımız o ilk anın mutluluğu hiçbir şeye değişilmez aslında...

Yönetemediğimiz zamanın, hayatımızdan çaldığı pek çok duygudan yalnızca biri ayakkabılarımızın bağcığını bağladığımız o anlar...

Belki de kendimizi kanıtladığımız anılarımızdan biri de bağcık bağlamayı öğrenmiş olduğumuz o gün...
Belki de öğrenme yeteneğimizin sınandığı anların önde gelenlerinden...
Belki de; sabırlı, azimli, başarılı olmaya dair duyguları bir başımıza tatmayı öğrendiğimiz, o ayakkabı bağcığını bağlama sürecimizde;
İlk minik düğüm hayata tutunmak, diğeri ayakta kalmak içindi.

Gün gelir de zamanı yakalayamazsanız, elinizden kayıp giden anlarınız artarsa,
Yavaşça yere eğilin...
Sakince ayakkabılarınızın bağcıklarını bağlayın ve iyice sıkın...
Birinci düğüm hayata yeniden tutunmak, diğeri de sapasağlam ayakta kalabilmek için olsun.

Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hayvan Sahiplerine Yönelik Bilgiler

Hayvan Sahiplenmeden Yapabileceklerimiz