Neden Günler Ülkesi?


"Günler Ülkesi" aslında bir çocuk kitabı. Kitabın ana teması da "Oyun".
Hayatı bir oyun gibi görerek içimizdeki çocuğa sahip çıkmayı anımsatan,
Hayatımızda farklı rollere büründüğümüz pek çok oyun sahnesinde kimi zaman başrolde kimi zaman figüran olduğumuzu fark ettiren,
Hayatın her yaşta oyun oynamaktan ibaret olduğunu ve oyun deyip geçmememiz gerektiğinin altını çizen,
Oyunları kazanmaya değil mutlu olmaya adayan,
Çocuklar için masal, büyükler için hayal, ama hayatın da ta kendisi bir kitap...
2011 yılında TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından düzenlenmiş olan "Kentimi Okuyorum II Çocuk Kitapları" yarışmasında birincilik ödülü alarak basılmış olan kitabım.


"Günler Ülkesi" çocukluğumun hayali, yazmaya dair sevdamın bir ürünü.
Peki nasıl bir çocukluk ve nasıl bir yaşamdan sonra "Günler Ülkesi" adlı sayfaya olan yolculuğum başladı derseniz;

1974 yılında İzmir'de doğmuşum ama, annemin anlattıkları dışında İzmir'de geçen çocukluk yıllarıma dair hiç bir şey hatırlamıyorum...

Hayatım Adana'da iken, turuncu sandalyeleri olan turuncu mutfak masamızın altında, karıncalarla Vikingler oynadığım günlerle başlıyor sanki...
Ve 6 yaşımda gittiğim ilkokulun ilk haftası, eğik çizgileri 3 satır yerine bir sayfa dolusu yaptım diye yediğim fırça yüzünden ağlayarak başlayan eğitim hayatım...
O zamandan belliymiş aslında verilen görevlerle yetinmeyip hep daha fazlasını yapmak gibi bir huyum olacağı...
Hatta bu çalışkanlığımın başıma dert açıp beni üzeceği de baştan belliymiş de ben epey geç kabullenmişim bunu...

Sonrasında çekirdek aile olarak gidilen, anne ve babamın gurbeti iken benim memleket saydığım Ankara'da geçen uzun yıllar...
Ulubatlı Hasan İlkokulu, Bahçelievler Ortaokulu, Cumhuriyet Lisesi'nde tamamlanan temel eğitim hayatı sonrası Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden mezuniyetle özetleyeceğim öğrenim hayatım...
Ve bu özetin içinde yer etmiş, her biri başka başka duyguları öğretmiş ve pekiştirmiş insanlarla geçen 23 yıl...
Kişiliğimi, kimliğimi, geleceğimi ve duruşumu inşa etmemde iz bırakanlar...
Ankara'da geçen çocukluk yıllarımdan aklımda kalanlar kendi arkadaşlarıma ve arkadaşlarımın kardeşlerine anlattığım masallar ve defterler dolusu yazdığım öykülerim...
İlk, orta, lise yıllarımda benliğime işleyen, yazmaya dair hayallerimi canlı tutan, kompozisyon yarışmalarında aldığım dereceler ve beni yazmaya cesaretlendiren öğretmenlerim...

Üniversite yılları yalnızca kendime yazdıklarımla geçerken, fakülte hayatının sadece meslek sahibi olmak için yaşanmaması gerektiğini öğrendiğim yıllarım...

1996 da Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olduktan sonra çok fazla seçenek arasından seçilen mesleki kariyer...
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak geçen yıllarda dahi kopulmayan Veteriner Hekimlik kimliği...

Ve o kimliğe en çok yakışan isimlerden biriyle hayallerimi ve hayatımı birleştirdikten sonra, ekmeğime ve emeğime sahip çıkmak adına mesleğimle ilgili örgütlere hayatımı adamaya dair çıktığım yolda aldığım görevler...

Belki masallarımdan uzaklaştığım ama hayatın gerçeklerine dair yazmaktan vazgeçmediğim yıllar...
Ve 2001 yılında ilk göz ağrımız sayesinde yeniden masallarıma kavuştuğum günler...

2004 yılında iş hayatının yaşamdaki dengeler içinde önemli, ama yaşama yön verecek tek etken olmadığını öğreten yaşanmışlıklarla, yıllar sonra yeniden gelinen İzmir...

İzmir'de ikinci kez doğmak... 

Akademisyenlik ruhunu kaybetmeden Veteriner Hekim olarak hayvan haklarına ilişkin sürece dahil olmak...
Öyle ki iş hayatı dışında yaşam tarzı olarak benimseyip Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneğini (Hayhaveder) kurmak...

Hayhaveder'i ikinci çocuğum olarak kabul ettiğim dönemde İzmir'li bir güzel, Eda'mın hayatımıza girmesi...
Ve bir yandan Eda'yı bir yandan hayvan haklarına dair çalışmalarımı büyütürken vazgeçemediğim yazma arzusu sayesinde ortaya çıkan ilk kitabım "Eda ile Ponpon"...
Hayvan sevgisi ve bilinçli hayvan sahiplenmeye yönelik "Eda ile Ponpon"u ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Hayhaveder ortak çalışması kapsamında çocuklarla buluşturmak...

Böylelikle yazmaya dair hayallerimi gerçeklerimle birleştirdiğim ilk çalışmam "Eda ile Ponpon" oldu...
Sonrasında üç kitaplık bir seri olarak yıllardır pek çok çocukla farklı kurumlar aracılığıyla buluşan Eda ile Ponpon'un maceraları sayesinde kendi arşivim için de olsa yazmaktan hiç vazgeçmedim...     

Ve "Günler Ülkesi" çalışma hayatımın belki de en yorucu ve yoğun olduğu döneminde, üçüncü canımı da yeni kucağıma almışken, tam da en çok ihtiyacım olan dönemde sahip olduğum bir mutluluktu...

Sonrasında iş, güç, eş, dost, çoluk çocuk derken bir bakmışım hayvan hakları ile dolu dolu 15 yıl geçmiş...

Teknoloji ilerlemiş, sosyal medya, yazmayı ve yazdıklarını paylaşmayı sevenler için yepyeni bir pencere açmış...

İşte ben de hayatımda bu pencereye yer vermek, bu pencereden bakmak ve bu pencereden bakanlarım olsun istedim...

Ve günlerin günleri kovaladığı hayatımızda benim penceremin adı "Günler Ülkesi" olsun istedim...

Tanıdığım, belki her gün gördüğüm insanların yanında, hiç tanımadığım insanların da uğraması muhtemel bir sanal ortamda;
"Günler Ülkesi"nde buluşup hayatı paylaşalım istedim...

Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG

2 yorum:

  1. Maşallah Ebru Hanım ,
    Biricik Şairimiz M.Akif ERSOY u bana hattırlattın. O nun gibi veterinerlik mesleğini seçmişsin yine onun gibi edebi yönün güçlü. Yazılarını okumaktan büyük keyif aldığımı bildirmek istedim. Elinize sağlık

    YanıtlayınSil

Hayvan Sahiplerine Yönelik Bilgiler

Hayvan Sahiplenmeden Yapabileceklerimiz